20 Ekim 2010 Çarşamba

Peygamber Mescidinin Sırları (2)




PEYGAMBER MESCİDİNİN SIRLARI  (2)
Peygamber Mescidinin Sırları (1) bölümde sizlere mescitteki sütunları anlatmış ve bunların taşıdığı sırları paylaşmıştım. Bu yazımda ise mescidi nebinin diğer özelliklerini bulacaksınız.
MİHRAPLAR
Mihrabı Nebevi : Peygamber Efendimizin mihrabıdır.  Peygamberimizin zamanında mescitte mihrap yok idi. Hicri 91 yılında Emevi Halifesi Ömer Bin Abdülaziz, Peygamberimizin namaz kıldırdığı bu yere mihrapların en güzeli olan Mihrab-ı Nebevi’yi yaptırmıştır. Bu mihrapta yada yakınınında namaz kılmak, kılabilmek ne büyük bir heyecandır, ne büyük bir mutluluktur. Allah (CC) herkese nasip etsin İnşallah.


Hz. Osman Mihrabı : Mescidin kıble tarafındaki duvarında bulunmaktadır. Hz. Osman (R.A.) Mescidin genişletilmesinden sonra bu noktada namaz kıldırmaya başlamıştır. Ömer Bin Abdülaziz tarafından yapılmış olup günümüzde halen namaz kıldırılan yerdir.
Hanefi Mihrabı : Minberin sağ tarafından 2. ve 3. sütunun arasında kalan mihraptır. Hanefi İmamlarının namaz kıldırdığı mihrap olduğu için bu adla anılmıştır. Hicri 860 yıllarında Doğan Şehy tarafından yapılan mihrap daha sonra Hicri 938 yılında Kanuni Sultan Süleyman tarafından yenilenmiştir.
Teheccüd Mihrabı : Hücre-i Saadet’in kuzey duvarına bitişik olan bölüm olup  Peygamber Efendimizin teheccüd namazını kıldığı yerdir. İşte kutsal toprakları ziyaret edenler için bir fırsat daha, Sevgili Peygamberimizin teheccüd namazı kıldığı yerde sizde teheccüd namazı kılmak istemezmisiniz.



MİNBER
Mescitte önceleri bir hurma kütüğüne yaslanarak cemaate hitap eden Peygamberimiz için hicretin 7. yılında iki basamaklı bir minber yapılmıştır.Sonraları defalarca değişen ve yenilenen minber son olarak Osmanlı Sultanı Üçüncü Murat tarafından 1590 yılında yapılarak mescide konulmuştur. İşte bu minber o zamandan beri duran minmerdir.
Peygamber Efendimiz bir hadisinde şöyle buyurmuştur. ‘’ Evim ile minberim arası cennet bahçelerinden bir bahçedir. Minberimde cennette havuzumun üstündedir’’ 
HÜCRE-İ SAADET

Mescidi Nebevi inşa edilirken güney doğu kısmına Peygamberimiz için iki hücre yapıldı.Bunlardan biri Hz. Aişe’nin odasıydı ve Peygamberimiz son günlerini burada geçirmiştir. Hicri 632 yılında ruhunu teslim eden Resul-i Ekrem efendimizin naşı vefat ettiği yere defnedildi. Hz. Ayşe’nin odası bundan sonra Hücre-i Saadet olarak anılmaya başladı.
Hz. FATIMA’NIN EVİ

Hz. Fatıma’nın evi Hücre-i Saadetin kuzey kısmında bulunmaktaydı. Ömer Bin Abdülaziz zamanında mescidin genişletilme çalışmaları içerisinde Hz. Fatıma’nın evi Hücre-i Saadetin içine katılmıştır.
Hz. EBUBEKİR’İN EVİ
Hz. Ebubekir’in evine misafir olup iki rekat namaz kılmak istermisiniz. İşte size fırsat. Minberden Sıddık Kapısına doğru ilerleyin ve sütunları saymaya başlayın, beşinci sutünun olduğu alan Hz. Ebubekir Sıddık (R.A.) evidir. 

SUFFA
Mescid-i Nebinin kuzeydoğu bölümünde yer alır. Burası Resulallah’ın (s.a.s) emri ile üzeri hurma dalları ile örtülüp gölgelik yapılmıştı.Adına da gölgelik yada ‘’suffa’’ adı verildi. Suffa; kimsesiz, bekar ve fakir Müslümanların barındığı ve Kuran eğitimi aldığı yerdir. Burada yetişen en ünlü sahabelerden biri Ebu Hureyre’dir.
MÜEZZİN MAHFİLİ
Hz. Ömer’in Mescidi Nebevi’de şehit edilmesini dikkate alan Hz. Osman, Bilali Habeşin müezzinlik yaptığı yerde zeminden yükseltilmiş ve etrafı çevrilmiş bir mahfil yaptırarak burada namaz kılmayı adet edinmişti. Daha sonra müezzin mahfili olarak kullanılan bu mekan Sultan Kayıtbey zamanında tamamen mermerden yapılarak hizmete devam etmiştir.


.

MESCİDİ NEBEVİ KROKİSİ



 
PEYGAMBER MESCİDİNDEKİ SÜTUNLAR

1. TOPLANTI SÜTUNU 
Hücre-i Saadet ile Ravza arasındaki bir nolu sütun:
Hz. Peygamber bu direğin bulunduğu yerde Medine’ye gelen heyetleri, elçileri ve misafirleri kabul ederdi.Ayrıca ashabın ileri gelenleri ile de burada toplanır ve önemli kararları burada alırdı.Bu nedenle buraya Heyetler Sütunuda denir.
 
2. MUHAFIZ SÜTUNU 
Toplantı sütununun güney tarafındaki iki nolu sütun:
Hz. Ali ve emrindeki sahabeler Hz. Peygamberi korumak için burada otururlardı. Hz. Ali, Peygamber efendimizin özel muhafızlığını yapardı. Hz.Ali ile ilgili hatıralar taşıyan bu sütuna Ali Sütunu da denilir.
Maide Suresinin 67. ayeti nazil olunca Rasulullah Efendimiz evinden çıkmış ve müminlere "Ey insanlar beni korumak için bir daha buraya gelmeyin, bundan böyle beni Allah (CC) koruyacaktır" demiştir. 
Maide Suresi 67. ayetin meali: Ey resul rabbinden sana indirileni tebliğ et şayet bunu yapmazsan onun elçiliğini yapmamış olursun. Allah seni insanlardan koruyacaktır. Doğrusu Allah kâfirler topluluğunu hidayete eriştirmez.

3. İTİKAF SÜTUNU 
Muhafız sütununun güney tarafındaki üç nolu sütun:
Hz. Peygamber Efendimizin itikafa girdiği yerdir.Peygamber Efendimiz burada hurma dallarından ve yapraklarından yapılan bir sedirde oturur, ibadet eder ve istirahat ederlerdi.
Peygamberimizin İtikafa girdiği bu yere Serir Sütunuda denir.
 
4. TEVBE SÜTUNU (EBU LUBABE DİREĞİ)
Muhafız sütununun batı tarafındaki ilk sütun:
Hendek savaşında Mekkeli müşrikler Müslümanlarla savaşmak için Medine’yi kuşatmışlardı. Medine’de yaşayan Yahudi Beni Kureyza kabilesi Medine’yi savunmak için Müslümanlar ile anlaşma yapmışlardı. Yahudiler savaş başladıktan sonra Müslümanlarla anlaşma yapmalarına rağmen hainlik yaparak Mekkeli müşriklerle işbirliği yaptılar.
Hendek savaşının sonunda Müslümanlar galip gelince Hz. Peygamber Yahudilerin bu tutumuna çok kızdı ve bunlara ceza verilmesini istedi. Yahudiler kendilerine nasıl bir ceza verileceğini öğrenmek için sahabeden Ebu Lubabe ile istişare yaptılar. Bu ara Ebu Lubabe farkında olmadan kendilerine nasıl bir ceza verileceği gibi bazı önemli bilgileri Yahudilere söyledi.
Ebu Lubabe birden hata yaptığını ve Hz. Peygambere ihanet ettiğini anlayınca Mescidi Nebeviye geldi ve kendisini bir direğe bağlayarak Allah tarafından tövbesi kabul edilene kadar hiçbir şey yiyip içmeyeceğine dair yemin etti.
ALLAH (CC) 7 gün sonra Ebu Lubabenin tövbesini kabul etmiştir ve bu konu ile ilgili Enfal Suresi 27. ayet nazil oldu. Bunun üzerine bizzat Hz. Peygamber Ebu Lubabeye tövbesinin kabul edildiği müjdesini vererek iplerini çözdü.

Bundan dolayı bu sütuna Tevbe Sütunu denir.
Enfal Suresi 27. Ayet Meali: Ey iman edenler Allah ve resulüne ihanet etmeyiniz. Emanetlere de ihanet etmeyiniz.


5. HZ. AYŞE SÜTUNU (MUHACİR DİREĞİ)

Hücre-i Saadet tarafından üçüncü ve minber tarafından üçüncü olan sütun:
Hz. Ayşe validemizin bildirdiğine göre Hz. Peygamber burası Mescidi nebevinin en önemli noktalarından biridir demiştir.

Peygamberimiz (SAV) kıblenin değiştirilmesinden sonra iki yada üç ay süreyle bu sütunun olduğu yeri mihrap olarak kullanmıştı.Daha sonra ise Muhallaka sütunun bulunduğu yer mihrap olarak kullanılmıştır. 
Hz Ayşe’nin rivayet ettiği bir başka hadisi şerifte Peygamber Efendimiz şöyle buyurmuştur. "Mescidimde bu sütunun yanında bir yer vardır ki, insanlar onun faziletini bir bilselerdi orada namaz kılabilmek için aralarında yarışırlardı’’
Ayrıca Mekke’den gelen muhacirler burada toplanır ve bir araya gelirlerdi. Onun için buraya Muhacirin Sütunu da denir.
 
 
6. MUHALLAKA SÜTUNU (AĞLAYAN KÜTÜK)

Peygamber mihrabının bitişiğindeki sütun:
Mescidi  Nebevi, ilk inşa edildiği zamanlarda Peygamber efendimiz hutbesini bir hurma kütüğüne dayanarak okuyordu. Bu kütük yıllarca Sevgili Peygamber(sav)’in sesini ve nefesini dinlemişti.
Mescide Cuma namazını kılmak için gelenlerin sayısı günden güne artmaktaydı. Cemaatten birisi Peygamber Efendimize
-Ya Rasulullah! Cemaat gün geçtikçe daha da artıyor.Arka tarafta namaz kılanlar seni görmekte ve sesini duymakta zorluk çekiyorlar.Dilerseniz size bir minber yapalım.Siz de onun üzerine çıkarak cemaate seslenin.
Hz.Peygamber bu fikre sıcak baktı ve sonraki cumaya üç basamaklı bir minber yapıldı.Hz.Peygamber hutbe okumak üzere minbere çıktığı esnada mescidin içerisinde ağlama sesine benzer bir inilti duyulur
Herkes mescidde  iniltinin nereden geldiğini ararken bu iniltilerin hurma kütüğünden geldiği fark edilir. Belliki kuru hurma kütüğü bile onun ayrılığına dayanamamıştır.Bunun üzerine Sevgililer Sevgilisi(sav) minberden iner, o kütüğün yanına gelir, okşar, teselli eder ve cennette dikilip sonsuza kadar müminlere hurma verecek bir ağaç olacağını müjdeler.Kütüğün inlemeleri yavaş yavaş azalır ve susar...

Peygamber(sav)’imiz daha sonra tekrar minbere çıktı ve  hutbesini irad etti ve Allah'a hamd-ü senada bulunup şöyle dedi:

Doğrusu şu hurma kütüğü benim ondan ayrılışıma dayanamadığı için ağladı ve bana olan özleminden inledi.Vallahi yanına varıp onu teskin etmeseydim iniltisi kıyamete kadar kesilmeyecekti.
Hasan Basri(ra) yıllar sonra bu olayı anlatırken ey Müslümanlar kuru kütük bile ALLAH elçisinin sevgisinden, hasretinden ağlayıp inliyor... YA SİZ İNSAN OLARAK NE YAPIYORSUNUZ. der.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme